AĞIT
Yukarı
AĞIT
Özgür ŞENSES

AĞIT

Bu içerik 1963 kez okundu.

Azala azala yaşadığımız şu dünyada hesapta olmayan bir şeylerin önümüze gelmesi hep can yakıyor!  Babacığım bedenini toprağa, ruhunu da sahibine teslim ettikten sonra acayip bir kalabalığın içinde derin bir yalnızlık, çaresizlik ve ölümün anlaşılmaz gerçeği içinde bedenim ve ruhum bunlara gebe olalı tam kırk günü oldu. Ruhumu besleyen onca şeye rağmen de tepkisiz ve neşesizim. Ne yaparsam yapayım babacığımın gidişini düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.

"Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!" demişti kişi. İnsanoğluyum, tez alışırım ama buna alışmadan yeryüzü ani, korkunç bir sarsıntıyla son bulsun diye sayıklıyorum!

Zamanın durduğu, acının derinleştiği hanemizde, dünyam sadece anneciğim, ablalarım, ağabeylerim ve sevdiklerim… Yegâne tesellim olan babacığımın dostları da…

Taziye için gelen o günlerde, topluluk hiç durulmadı. Hayatım boyunca tanımadığım bazı kimseler babacığımın vefatını duyduklarında iç çekişleri soğuk, parlak havaya üzüntü buharı saçıyordu.

Kimi onun için: "Ne kadar aklı başında, kendini taşıyarak konuşan, zarif, ince bir beyefendiydi" diyordu.

Kimi ise: "Hiç kimsenin hakkını yemeden, ak gitti" dedi.

Kimi de: "Bu dünya için fazla iyi bir insandı. Allah tez yanına aldı."

Başka anlatanlar da vardı... Senin böyle hızlı gitmeni kabullenemeyen, aklının ucundan bile geçirmemiş pek çok kişi… Ama bildiğim bir şey var, o da dedikleri gibi: "Onca geçen yıl boyunca asla pes etmeden, el âleme karşı mahcup olmadan ve bunca dayatılanlara karşı onurlu duruşuyla sonuna kadar mücadele etti."

Babacığım, sen sanki birazdan işten çıkagelecekmiş gibi anneciğimi uzun zaman sonra mutfakta hummalı bir çalışma içinde görünce o an şakağımı omuz çıkıntısına dayadım, ağladığımı görsün istemiyordum... Elimin tersiyle gözyaşlarımı sildim, nemi kurulana kadar bağrında durdum ve sordum: "Kırkıncı günü mü oldu anne? Nasıl!?" (İnan sanki dün gibi!) Birkaç saniye duraksadı annem. Sesinin titremesini önlemek istedi. Ardından hafifçe öksürerek devam etti. "Evet oğlum, o gün, bugün. Saksıda boy veren çiçekler benden nasıl ilgi bekliyorsa, vefat edenlerimizde aynı ilgiyi, alakayı bekler... Dua bekler, sadaka bekler, kabrinde Kur'an okunmasını beklerler. Şuan onun hayrına gıda kolisi hazırlıyoruz."

Bu durum hakkında daha çok bilgileye ulaşmak için sorguluyorum… Meğer bir ölünün kırkıncı gecelerinde ruhun acı çektiğine inanıldığı için yapılan bir dua ve verilen yemeklerle ölünün acısının azaltılacağı düşünülürmüş. Zaman su misali... Sen bizden gittin gideli tam kırk gün, kırk gece olmuş canım babacığım. Tam anlamıyla hayatın maskesinin düştüğü, altımızdaki o yumuşak zeminin kayıp gittiği ve ‘baba’ kelimesinin ağzımdan çıkmadığı tam kırk gün. Allah’ım ne zor!

Babacığım seni her zaman iyi duygularla yad edeceğim... Gür ve neşe dolu sesinle ne güzel hitap ederdin bana "Özgür can!" İştahla yemek yaptıkların, tadı hâlâ damağımdadır. İki gözümün nuru, babaların babası Allah şehadetini nuruyla kabul eylesin. Mekanın cennet olsun.

Hasretle yüreğinden öpüyorum.

Daima minnetle…

Sende Yorumla...

2022 İletişim Adres : Ziyagökalp Mahallesi Atatürk bulvarı Yılmazlar center kat:5 no:506 Batman Telefon : 0542 722 75 00 - 0544 472 28 72 Faks : 0488 215 21 01 Email : batmantarafsizhaber@hotmail.com - cebrail_uyanik@hotmail.com - yusufuyanik@hotmail.com Tüm hakları saklıdır.